Donnerstag, 18. Oktober 2012

Sömürgenin Yöntem ve Çeşitleri




Sömürgenin Yöntem ve Çeşitleri

İnsanoğlu, ilahi bir varlık olduğu halde nefsanî duygular taşıyan ve hayvani özellikleri olan bir varlıktır aynı zamanda. Nefis, her zaman kendi çıkarını gözetir ve üstün olma ve güçlü olmak için hiçbir kural tanımaksızın ortalığı yakıp yıkar. İşte bu nefis ve tutumu, sömürgenin asıl ortaya çıkış noktasıdır.
Bakara suresinde yüce Allah buyuruyor: «Onlara, yeryüzünde bozgunculuk etmeyin, denildiği zaman, biz ıslah edicileriz derler. Haberiniz olsun ki onlar, bozguncuların ta kendileridir, fakat farkında değillerdir.» (Bakara 11.ve 12. Ayet)

Günümüzde sömüren ülkeler de sömürdükleri ülkelere; «Biz, sizin iyiliğinizi istiyoruz ve sizler için çalışıyoruz.» diyorlar. «Ne gereği var canım, uçak yapacağınıza biz yapıp size uygun fiyata satalım. Otomotiv yapmayın, gemi yapmayın, tank yapmayın, helikopter yapmayın canım ne gereği var? Biz yapıp uygun fiyata size verelim. Petrol çıkarmayın, altın çıkarmayın çok zahmetli işler bunlar. Siz, gömlek, pantolon dikin, domates ekin, muz üretin. Bunlar, çok daha güzel ve karlı işler. Turizmi canlandırın. 5 yıldızlı oteller ve eğlence parkları yapın. Kısacası bizim yaptığımız işleri siz yapmayın ve bizlere rakip olmayın. Atom reaktörleri çok tehlikelidir, sakın yapmayın ve sakın Atom enerjisi demeyin. Bunlar, çok kötü şeyler. Siz, suyla, rüzgarla, Güneş'le enerji üretmeğe bakın.» diyorlar.

Günümüzde sömürge, işte böyle yapılıyor. Sömüren, sömürdüğü ülkeleri ve insanları böyle oyalıyor. Adamın otobüs fabrikası var ve bu yapmış olduğu otobüsleri satmak için pazar arıyor. Otobüsleri $60.000'a imal edip $330.000'a piyasaya satıyor. Şimdi soruyorum size; bu otobüs fabrikası sahibi, demiryolu ağının otobüs satmış olduğu ülkede gelişmesini ister mi.?
Günümüzde sömürgecilik, basın, medya, politika üçgeni kullanılarak çok profesyonel bir biçimde uygulanmaktadır. Sömürgeci kitlenin elinde bütün dünyaya yaymış olduğu uluslararası örgütler ve etki kuruluşları bulunmaktadır. Bu örgüt ve kuruluşlar, her ülkeye göre ayarlanmıştır. Sömürülen ülkede, sömürgecilere ters gelen ve çıkarlarını tehlikeye sokan kişilere ve fikirlere karşı her türlü önlem alınmıştır. Mesela diyelim ki herhangi bir sömürülen ülke, kendi ulusal otomotiv markasını üretmek için harekete geçiyor, hemen orada sömüren ülkelerin işbirlikçileri sahneye çıkar ve «Olmaz böyle şey, yapamayız edemeyiz, maliyeti çok gelir ne gereği var canım, işte zaten ülkemizde diğer ülkelerin markaları üretiliyor.» diyerek bu fikri ortaya atan kişiyi gülünç duruma düşürüp rezil etmeye çalışırlar.

Sömürgeci ülkeler, sömürmek istedikleri ülkelere her zaman ilk etapta yardım etmek için gelirler ve yanlarında vakıflarını, yardım kulüplerini, barış örgütlerini getirirler, daha sonra elit tabakanın eğitileceği kendi kültür ve fikirlerinin öğretildiği kuruluşlar açarlar. Bu kurum ve kuruluşlarda eğitilen ve sömürgecilerin fikir ve görüşlerini benimseyen insanlar, zamanla sömürülen ülkenin sosyoekonomik hayatına dahil edilir kendilerine hizmet ettikleri ülkelerin üstün hizmet madalyası genellikle verilir ve çok önemli kritik mevki ve makamlara getirilirler. Sömürgecilerin süzgecinden geçen bu insanlar da ilk etapta aşağılık kompleksi belirir ve tüm hayatı boyunca bu aşağılık kompleksinden kurtulamazlar. İşte bu yöntemle sömürgenin ilk tohumları atılır ve sömürülmeye hazır bir zemin hazırlanır, bu sömürge sisteminin en kolay ve dünyada askerî bir güç kullanmadan yapılan tarzıdır, günümüz dünyasında en yaygın olarak Sömüren ülkeler bu sistemi uygularlar.

Sömürgeci ülkeler, sömürdükleri ülkelerde bu sömürgeci zihniyete duyulan aşağılık kompleksini tabana yaymak için harekete geçer ve psikolojik savaşı başlatırlar. 'E canım, bizden zaten adam olmaz' gibi sözleri insanların beyinlerine kazıtıp, rüşveti, dolandırıcılığı, hortumlamayı ve kısa yoldan zengin olmayı toplumda yaygınlaştırırlar. Eğitim sistemini milli olmaktan çıkarıp sömürgeci zihniyete yatkın bir hale getirirler ve sömürdükleri ülkede insana verilen değeri en düşük düzeye çekerler. Artık sömürülen ülkede insan = karınca, karınca = insan değerindedir. Toplum, hedefsiz ve bilinçsiz bırakılarak yuvarlanıp gider hiçbir vizyonu ve büyük hedefi olmaz, karın tokluğuna çalıştırılır ve yurtdışına dahi çıkamaz vize engeline takılır.
Sömürgeciler, ilk etapta sömürülen ülkenin onurunu kırmaya çalışırlar bunu başardıkları anda, artık o ülkede şeref ve gurur da zamanla tarihe kavuşur, Toplumun ahlakını bozan yayınlar, bir bakarsınız çoğalır ve basında medyada çıplak resimler içeriği ve anlamı olmayan programlar çoğalıverir. Gün boyu bu anlamsız ve içeriği olmayan programlar ve yayınlar, insanların beynine pompalanır durur. Artık bu programların içinde boğulan halk, ne olduğunu, niçin doğduğunu bile kendine soramadan günlük ihtiyaçları peşi sıra koşturur durur ve televizyon ekranlarında görmüş olduğu insanlara özenir, onlar gibi yaşamayı ve onlar gibi hareket etmeyi arzular.

Sömürgecilerin en etkin silahlarından biride Spor’dur ve Spor için saatlerce yapılan boş yorumlardır.
Jül Sezar’ın deyimi ile “Halka oyun ve Ekmek verin” felsefesinden yola çıkarak  Sömürdükleri ülkelerde Futbola çok aşırı bir değer ve ilgi vererek saatlerce Futbol maçları ve yorumları hazırlatır ve sömürülen ülke halkına servis ederler.

Bir bakarsınız herkesin tuttuğu ve canından bile çok sevdiği bir futbol takımı   vardır ve onunla yatar ve onunla kalkar o takımın maçlarını hiç  kaçırmaz,uğrunda gerekirse kavga eder ve her şeyi göze alır artık o bir fanatiktir ve takımı için yaşar.
Saatlerce televizyon kanallarında ve gazetelerde maçlar ve pozisyonlar konuşulur o sömürülen ülkenin Sosyo ekonomik durumu tartışılmaz.
“Evet orada bir faul görüyorum yok bu pozisyon kesin sarı karttır kardeşim” Diyerek sömürülen bir toplum hep böyle boş işlerle uğraşır durur.
İnsanlar yetenekli olsalar dahi sömürülen toplumlarda kendilerine ve fikirlerine Değer veren bir kurum veya kuruluş bulamazlar çünkü sömüren zihniyet buna karşıdır.

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen